Yeni tuttuğu hizmetçi kadına dedi ki:”Dilin Anadoluluya benzemiyor. Rumelili misin sen?”

Yeni tuttuğu hizmetçi kadına dedi ki:”Dilin Anadoluluya benzemiyor. Rumelili misin sen?”

“Erfiçe köylerindendim. Alnımın yazısı imiş, buralara düştüm.”

Anlıyor ki önceleri sarışın imiş, mavi gözlü imiş.

Şimdi saçlar küçük aktar dükkânı bebeklerinin ne kıla, ne de ota benzeyen, dokunsanız hışırdayacağını sandığınız cansız, kuru, soluk rengini, şeklini almış. Gözleri eski şekerlenmiş şuruplar kadar donuk, cansız, katı, suyu çekilmiş… Dibe çökmüş bir tasa, kaygı tortusu. Bu kadar kuru, kabuğa benzeyen göze hiç rastlamamıştı. Belli ki bu kadın akşam yemeği, zamanında, onun ağız tadını kaçıracak. İçinden: “Bir başkasını bulunca savarım!” dıye geçirdi. Çatalı elinde bütün demir yüzeyine dokundurarak gezdirdi. Ardından bir ucunu tabağa dayayarak bıraktı. Beyninin kıvrımlarında gezindi bir süre. Bu kadına kim kefil olmuştu? Kim demişti yani al bu kadını abi bak elinen her iş gelir. Agzindaki lokmayi cignemeye devam etti bir yandan da masa ortusune dokulmesinin uzerinden cok gectigi belli olan bir lekenin, kurumus bir yaraya benzeyen kalintisini sag elinin isaret parmagiyla kazimaya basladi. Kim bilir hangi yemekten kalmisti bu? Sabahtan mi yahut bir onceki aksamdan mi? Lokmasini tamamladi. Kafasini kaldirdi kadina dogru. Belki gozlerine biraz daha baksa kadin beyine asik olurdu. Once kadin birakti gerci bakmayi. Bir elini tuttugu tepsiden cekti , tepsi yer cekimine – en azindan bir kenariyla- karsi koymaktan vazgecti ve yere dogru sallandi. O ise hala kadina bakiyor ve bir seyler onu kadina bakmamaktan alikoyuyordu. Kadin adamin parmaginin altindaki seyi coktan gormustu. Hazir bey boylesine dalmisken hareketlenmeli diye dusundu tam da sag ayagini kaldirmisti ki adam bilegi masanin uzerinde durur bir halde kadina hayir manasinda elini kaldirdi. Kadin basina ne gelecegini en azindan tahmin ediyordu. Belki kovulmayacakti lakin saglam bir zilgit bekliyordu. Adam aklindan gecenleri bir defa daha dusundu. Dun aksam yemeginde etin icinden cikan kil geldi aklina kahverengi ve incecik olan o sey bu kadina ait olamazdi. Bu kadin muhakkat bugun gelmis olmaliydi. Yakinca oldugundan cok emindi ancak bugun aldi ise bundan nasil haberi olmazdi? Lokmasini yuttu. Kadina tekrar bakmaya basladi. Kadin hakettigini dusundugu laflarin ne zaman gelecegini bekliyor, gozleriyle etegindeki kareleri saymaya ugrasiyordu. Bazı lahzalar vardır cok kısadır oyle kı saat dahı tutamaz aklında ancak ınsana omur gıbı gelır. Hızmetcı kadının ıcınden gececebılecek bır hayalet olsa dısarı cıktıgında ölürdü sanıyorum. Adam nihayet gözlerini kitlediği yerden aldı. Yemeğine devam etti. O gece kadına hiç bir şey söylemedi. Belki yarın söyleyecekti. Belki de hiç… kadın hemen bir sonraki sabahın çok ama çok erken bir vaktinde elinde bavulu otobüs beklerken içinden geçirdikleri ile kadın olabildi. Bir gece boyunca uyumamış sabaha kadar acaba bey ne diyecek diye beklemişti. Ancak bey hiç bir şey dememişti. Belki diyecekti…. Evet belki diyecekti ama demedi. Tozunu gokyuzune salarak gelen otobuse elını uzattı. Bundan sonra hiç bir şey için beklemeyecekti kimseye eyvallahı olmayacak ve asla emri altında çalıştığı bir insana sırf cevap vermesini çok istediği için bagırmayacak kafasına vazo ile hele ki arkasından savunmasız bir haldeyken vurmayacaktı. Bunu hiç sevmemişti. Bunları tekrar hatırlayınca şoförün kendisine ve dahi ekşittiği yüzüne baktığını farketti. Öyle sanıyorum ki şoför vakit ziyadesiyle erken oldugu, arabadaki tek müşteri uzerindeki hizmetci kiyafetleriyle o kadın olduğu icin arabayı kenarda durdurdu. Arka koltuklara doğru yeltendi kadının garip bakışları altında yanına kadar geldi.  Oturup merhaba dedi. Kadının konusmaya hali yoktu yıne de kafasını sallayarak karsılık verdı. Şoför direk konuya girdi. Karım çok hasta ona bir yardımcı arıyorum. Eh elinizde de bavul var. Zannederim ayrıldınız ordan. Çok bir param yok ama karıma yardım eder misiniz? Kadın bu kadar hızlı iş bulacağını düşünmemişti açıkçası ama daha da düşkün duruma düşmemek için bir miktar içinden sevinip durdu. Sonra tabi ki neden olmasın diye seslendi. Bu esnada şoför çoktan yerini almıştı. Dikiz aynasından kadına bakıp: tamam ama ne beni ne de karımı öldürmek yok oldu mu diye sordu. Soru kadinda soguk bir dus etkisi yaratti. Araba harekete geçti. Kafasının ısısını düşürmek için önündeki koltuğun süngeri yolunmuş demirine koydu alnını öylesine emindi ki artık yeni patronunun evine gitmediğinden…..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir