KORONAVİRÜS STRESİYLE İLE NASIL BAŞA ÇIKILIR

Bütün Dünyayı etkisi altına alan bir tehdit var günümüzde; Koronavirüsü. Başta soğuk algınlığı gibi görünse de ne yazık ki ölüme kadar götürebiliyor. Uzmanlar ve araştırmacılar sürekli ellerimizi yıkamamızı, yakın temastan kaçınmamızı, kalabalık alanlarda bulunmamamızı ve daha birçok benzerini öneriyor ve uymaya çalışıyoruz elimizden geldiğince.

Peki ya fizyolojik sağlığımızı düşündüğümüz kadar ruhsal sağlığımızı da düşünüyor muyuz? Düşünmemiz lazım. Çünkü, içinde bulunduğumuz olgunun ne olduğunu tam bilememekten doğan kararsızlık yani kuşku strese yol açar. Stres hayatımızda yaşanan herhangi bir değişikliğe vücudumuzun verdiği tepkidir. Tecrübe edindiğimiz stres pozitifte olabilir, bizi motive edebilir ve bizi tehlikeye karşın uyanık tutabilir. Kişi, ardı arkası kesilmeyen zorluklarla ve/veya problemlere karşılaştığında ise stres negatif olur. “Savaş ya da sıvış” olarak da bilinen bu negatif stres tepkisi, acil bir durumda devreye girer. Bununla birlikte, bu tepki uzun süreli stres dönemlerinde kronik olarak aktive edilebilir. Sıkıntı, vücudun iç dengesini veya dengesini bozabilir, baş ağrısı, mide bulantısı, yüksek tansiyon, göğüs ağrısı, cinsel işlev bozukluğu ve uyku problemleri gibi fiziksel semptomlara yol açabilir. Duygusal sorunlar da sıkıntıdan kaynaklanabilir.

Bu sorunlar arasında panik ataklar, endişe, depresyon ve anksiyete biçimleri yer alır. Stresi önlemenin yolları mümkün.

  • Olumlu bir tutum sergileyin, altı şapka kuralını uygulamayı deneyebilirsiniz.
  • Duygularınız kontrol etmeye çalışın meditasyon veya yoga yapmak hem duygularınızı kontrol etmenize hem de zihninizi ve vücudunuzu dinlendirmeye yardımcı olacaktır.
  • Hobilerinizle uğraşın, kendinize daha yeni hobiler edinin- ki bu şu süreçte karantinadayken iyi vakit geçirmenize faydalı olacaktır-.
  • Kendinize uykuya vermeyin aksine uyku düzeninizi devam ettirin, şayet yoksa uyku düzeni oluşturmanız için en uygun zaman dilimi. Panik atak, gerçek bir tehlike veya belirgin bir neden olmadığında ciddi fiziksel reaksiyonları tetikleyen ani bir yoğun korku bölümüdür. Panik atak meydana geldiğinde kontrolü kaybettiğinizi, kalp krizi geçirdiğinizi ve hatta öleceğinizi düşünebilirsiniz. Panik atak genellikle uyarı vermeden aniden başlar. İstedikleri zaman grev yapabilirler- araba kullanırken, alışveriş merkezinde, uykuda veya iş toplantısının ortasında. Zaman zaman panik atak geçirebilir veya sık sık meydana gelebilir. Panik atak geçirdiğini düşünen kişi öncelikle sakin ve soğuk kanlı kalmaya çalışması şarttır. Aksi takdirde vücut gereğinden fazla adrenalin hormonu salgılar ve bu da işleri kötüye sürükler.

Meditasyon egzersizleri ve günlük fiziksel aktiviteler atağı hafifletmede yardımcı olur. Şayet atak hâlâ devam ediyor ya da artışa geçiyorsa uzmana danışılmalı ve tedavi planı uygulanmalıdır. Depresyon, nasıl hissettiğini, nasıl düşündüğünü ve nasıl davrandığını olumsuz etkileyen yaygın ve ciddi bir tıbbi hastalıktır. Depresyon, üzüntü ve/veya en az bir kez zevk alınan etkinliklere ya da aktivitelere olan ilginin kaybolmasına neden olur. Çeşitli duygusal ve fiziksel sorunlara yol açabilir ve bir kişinin işte ve evde çalışma yeteneğini azaltabilir. Fakat her üzgün olanın da depresyonu olduğu anlamına gelmez. Depresyon tanısı konulması için semptomların 2 hafta seyir etmesi gerekmektedir ve uzmana danışılmalıdır. Şu süreçte tabii ki de hastalanmamak için gerekli fiziksel tedbirleri almak şart. Stres olmamak ve beraberinde diğer sorunları sürüklememek için yapmamız gerekenler; kulaktan dolma bilgilerle hareket etmemektir. Resmi olmayan açıklamalar bizleri daha da kuşkuya ve bilinmezliğe sürükler. Çok sık gündemi takip etmeyin bu sizde anksiyete oluşturabilir. Kendinizden de kuşku duymayın ama çokta boşlamayın. Doktorların tavsiye ettiği hijyen önlemlerini aksatmayın ve kendinizden emin olun. Evde kaldığınız süre boyunca bolca vaktiniz var – bu zamana kadar elinize geçmemiş bir fırsat- bunu iyi değerlendirin.

Ailenizle ya da ev arkadaşlarınızla bolca vakit geçirin. Ertelediğiniz işleri gerçekleştirin. Gündemi fazla dile getirmeyin. Ne abartalım ne de boşlayalım. Sağlıcakla kalın…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir