Jeoloji Mühendisleri Odası’ndan Güney Marmara için kritik deprem uyarısı: “Afet kader değil”
TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27’nci yılında yaptığı açıklamada Bursa, Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’nin deprem riskine dikkat çekti. Oda, İstanbul’da uygulanan kentsel dönüşüm finansman modelinin Güney Marmara’ya da uygulanmasını isterken, Bursa’daki yapı stoku ve yeni sanayi bölgelerinin yer seçimi konusunda bilimsel verilerin esas alınması çağrısında bulundu.

"Afet kader değil"
17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin 27’nci yıl dönümünde TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, Marmara Bölgesi’nin deprem gerçeğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklamada, 7,4 büyüklüğündeki depremde Kocaeli, Sakarya, Düzce, İstanbul, Yalova ve Bolu’da resmi rakamlara göre 18 bin 373 kişinin yaşamını yitirdiği, yaklaşık 50 bin kişinin yaralandığı ve 375 bin yapının hasar gördüğü hatırlatıldı.
Depremin yalnızca doğal bir olay olduğuna dikkat çeken Oda, afetin ortaya çıkmasının yerleşim yeri seçimi, yapılaşma, denetim ve mühendislik hizmetlerindeki yanlışlarla doğrudan ilişkili olduğunu vurguladı.
Açıklamada, “Deprem bir doğal olaydır. Afete dönüşmesi ise yerleşim yeri planlayıcılarının, karar alıcıların ve uygulayıcıların yanlışlarının sonucudur” denilerek, Türkiye’nin deprem ülkesi olduğu ancak depremlerin afete dönüşmesinin kaçınılmaz olmadığı belirtildi.
“Bursa’da yüzde 65 ve üzeri risk ortaya çıktı”
Bursa’daki yapı stokuna ilişkin değerlendirmelerde, JICA ile yürütülen çalışmanın önemli bir veri tabanı oluşturduğu ifade edildi. Çalışmanın bazı yönlerinin geliştirilmeye açık olduğu belirtilirken, Bursa’daki riskli yapı stokunun yüzde 65 ve üzerinde olduğuna ilişkin sonuçlara dikkat çekildi.
Yalova, Balıkesir ve Çanakkale’de Bursa’daki kadar kapsamlı çalışmaların bulunmadığı belirtilirken, bu illerdeki yerleşim yapısı, göç oranları ve yapılaşma özellikleri üzerinden benzer bir risk düzeyinin öngörüldüğü aktarıldı.
Oda, İstanbul’da uygulanan ve konut başına 875 bin TL hibe, 875 bin TL kredi ve 125 bin TL taşıma desteği içeren kentsel dönüşüm finansman modelinin Güney Marmara illerinde de uygulanması çağrısında bulundu.
Açıklamada, “Tek bir canımızı dahi kaybetmemek adına olası Marmara depremi öncesinde bir birim maliyetle önlemek mi, yoksa afet sonrasında altı birim maliyetle ödemek mi?” sorusuyla önleyici politikaların önemine dikkat çekildi.

“Kükürtlü çok riskli bir bölge olarak değerlendirilemez”
Bursa’nın Kükürtlü bölgesine ilişkin soruları da yanıtlayan Oda temsilcisi, bölgenin deprem açısından doğrudan “çok riskli” olarak nitelendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Kükürtlü’nün zemin özelliklerinin Bursa Ovası’ndaki bazı alanlardan farklı olduğuna dikkat çeken temsilci, bölgedeki asıl endişelerden birinin deprem sonrasında eski istinat yapılarının ve yamaçların göstereceği davranış olduğunu belirtti.
Bölgedeki yapıların güvenliğinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan temsilci, zeminin görece sağlam olmasının tek başına yapı güvenliği anlamına gelmediğini ifade etti.
“Uludağ’ın güney yamaçlarında daha sağlam zeminler bulunuyor”
Bursa’nın kuzey ve güney yamaçları arasındaki jeolojik farklılıklara da değinen Oda, Uludağ’ın güney kesimlerinde mermer, kireçtaşı, granit ve granodiyorit gibi daha sağlam kaya birimlerinin görüldüğünü belirtti.
Kuzey yamaçlarda ise geçmişte yamaçlardan taşınarak biriken ve eski alüvyon olarak değerlendirilebilecek zeminlerin bulunduğu ifade edildi.
Ancak bu durumun Bursa’nın mevcut yerleşiminin tamamen güneye taşınması anlamına gelmediği vurgulandı. Kentin mevcut yerleşim düzeni, mülkiyet yapısı, altyapısı ve tarihsel gelişiminin birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.

Yeni sanayi bölgelerinde “rant” uyarısı
Yeni sanayi bölgelerinin oluşturulması konusunda da değerlendirmelerde bulunan Oda, sanayi alanlarının bilimsel verilere dayalı şekilde belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Kent içerisinde bulunan küçük ve dağınık işletmelerin daha düzenli, denetlenebilir ve altyapısı uygun sanayi alanlarına taşınabileceği belirtilirken, yeni sanayi alanlarının belirlenmesinde rant ve emlak değerlerindeki artışların belirleyici olmaması gerektiği vurgulandı.
Oda temsilcisi, yeni sanayi bölgelerinin ancak jeolojik açıdan uygun alanlarda planlanması gerektiğini belirterek, “Birine farklı, birine farklı değil. Herkes için aynı şeyi söylüyoruz” mesajı verdi.
“Afetlere dirençli kentler bir tercih değil, kamusal zorunluluktur”
Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi, kentlerin depreme hazırlanmasının yalnızca bina güçlendirmesiyle sınırlı tutulmaması gerektiğini belirtti.
Mikro bölgeleme çalışmalarının tamamlanması, aktif fayların yanı sıra sıvılaşma, heyelan, kaya düşmesi, taşkın, tsunami ve diğer jeolojik tehlikelerin belirlenmesi; yapı stokunun, ulaşım sistemlerinin ve kritik altyapıların afetlere dirençli hale getirilmesi çağrısında bulunuldu.
Açıklamanın sonunda, “Afetlere dirençli yerleşimler mümkündür. Güvenli yaşam herkesin hakkıdır. Afetlere hazırlıklı ve dirençli yerleşimler bir tercih değil, kamusal bir zorunluluktur” denildi.
Oda, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nde yaşamını yitirenleri saygıyla anarak, başta yerel ve merkezi yöneticiler olmak üzere tüm toplumsal kesimleri afet risklerinin azaltılması konusunda bilimsel ve kamusal politikalar geliştirmeye davet etti.
Yorumlar (0)
Yorumlar yükleniyor...