“Ailede kanser öyküsü varsa şikâyet oluşmasını beklemeyin”
Hayat Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Servet Yetgin, ailesinde mide veya bağırsak kanseri öyküsü bulunan kişilerin herhangi bir şikâyeti olmasa dahi kontrollerini ertelememesi gerektiğini belirtti. Yetgin, özellikle risk grubundaki bireylerde endoskopi ve kolonoskopinin erken tanı açısından önemli olduğunu söyledi.

Aile öyküsü önemli bir risk göstergesi
Mide ve bağırsak kanserlerinin erken dönemde belirgin şikâyetlere yol açmadan ilerleyebildiğine dikkat çeken Op. Dr. Servet Yetgin, yalnızca belirtilerin ortaya çıkmasını beklemek yerine yaş, aile öyküsü, kişisel sağlık geçmişi ve diğer risk faktörlerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarda mide ya da kolorektal kanser öyküsünün hekimle paylaşılmasının önem taşıdığını belirten Yetgin, “Ailede kanser öyküsünün bulunması, kişinin mutlaka kansere yakalanacağı anlamına gelmez. Ancak risk değerlendirmesinde bizim için önemli bir veridir. Özellikle anne, baba veya kardeş gibi birinci derece yakınlarda mide ya da bağırsak kanseri öyküsü varsa, kişinin standart tarama yaklaşımından farklı ve daha erken bir değerlendirmeye ihtiyaç duyup duymadığı hekim tarafından belirlenmelidir” dedi.
Kolonoskopi korunma açısından da önemli
Kolorektal kanserlerin önemli bir bölümünün zaman içerisinde bağırsakta gelişen poliplerden kaynaklanabildiğini söyleyen Yetgin, kolonoskopinin kalın bağırsağın doğrudan değerlendirilmesine imkân sağladığını belirtti.
Kolonoskopi sırasında uygun poliplerin çıkarılabildiğini aktaran Yetgin, bunun kanser gelişme riskinin azaltılması açısından da önem taşıdığını vurguladı.
Yetgin, “Kolonoskopinin en önemli avantajlarından biri, henüz kansere dönüşmemiş bazı poliplerin tespit edilerek çıkarılabilmesidir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki bireylerde tarama zamanlamasının doğru belirlenmesi son derece önemlidir” diye konuştu.

Endoskopi ile şüpheli alanlar incelenebiliyor
Üst gastrointestinal endoskopinin yemek borusu, mide ve onikiparmak bağırsağının doğrudan görüntülenmesine imkân sağladığını belirten Yetgin, gerekli görülmesi halinde şüpheli alanlardan biyopsi alınarak patolojik inceleme yapılabildiğini ifade etti.
Ailesinde mide kanseri öyküsü bulunan kişilerin yanı sıra uzun süren mide şikâyeti, açıklanamayan kilo kaybı, yutma güçlüğü, kansızlık, dışkıda kan veya siyah renkli dışkılama gibi belirtileri bulunanların hekime başvuruyu geciktirmemesi gerektiğini söyledi.
“Şikâyet oluşmasını beklemeyin”
Kanserle mücadelede riskin zamanında fark edilmesinin önemine işaret eden Yetgin, “Özellikle ailesinde mide veya bağırsak kanseri bulunan kişilerin ‘Benim herhangi bir şikâyetim yok’ diyerek kontrollerini ertelememesi gerekir. Burada amaç herkese aynı işlemi uygulamak değil; kişinin yaşını, aile öyküsünü ve diğer risk faktörlerini değerlendirerek doğru zamanda doğru incelemeyi planlamaktır. Erken evrede tespit edilen hastalıklarda tedavi seçenekleri ve başarı şansı önemli ölçüde artabilmektedir” ifadelerini kullandı.

Bu belirtiler ihmal edilmemeli
Uzun süren veya tekrarlayan karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında belirgin değişiklik, dışkıda kan görülmesi, açıklanamayan kansızlık, istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık, sürekli şişkinlik, hazımsızlık ve yutma güçlüğü gibi yakınmaların önemsenmesi gerektiğini belirten Yetgin, bu belirtilerin tek başına kanser anlamına gelmediğini ancak özellikle aile öyküsü bulunan kişilerde değerlendirmeyi geciktirmemek gerektiğini söyledi.
Yetgin, “Aile öykümüzü değiştiremeyiz ancak riskimizi bilerek hareket edebiliriz. Düzenli hekim kontrolleri, kişiye uygun tarama programları ve gerekli durumlarda endoskopi ile kolonoskopi gibi yöntemlerden yararlanılması, mide ve bağırsak kanserlerinin erken tanısında önemli bir avantaj sağlayabilir” dedi.
Yorumlar (0)
Yorumlar yükleniyor...